Nurettin Aslan
Köşe Yazarı
Nurettin Aslan
 

DÜNYAYI ÇOCUKLAR MI YÖNETSE

Dünyadaki bunca olumsuzluklara rağmen, yazımın başında beni çok mutlu eden bir olayı sizinle paylaşmak istiyorum: Birinci torunum Emma’nın doğumundan 15 yıl sonra, ikinci torunum Rodin Deniz’i 7 Ocak günü kucağımıza aldık. Mutluluğumuzu paylaşayım istedim. Gelelim günümüz gündem(ler)ine. Ortalık toz duman. Yedi Kıtanın “sahibi” Trump, dünyayı "Trump Holding"miş gibi yönetiyor, emrindeki istihbarat örgütleri marifetiyle başka ülkelerin yöneticilerin “açıklarını” koz olarak kullanıyor, deyim yerindeyse herkese meydan okuyor. Nedendir bilinmez, kimse “dur bakalım” demiyor, diyemiyor. Kendisi emlakçı olduğundan, baktığı-gördüğü (insan dahil) her nesneyi alınıp-satılacak, kar edilecek şey olarak görüyor. Dünyanın yeni kovboyu, yeni yılda, “America First” yaklaşımıyla, uluslararası hukuku hiçe sayarak, (nasıl yönetildiği ayrı bir tartışma konusu) egemen bir ülke Venezuela’nın Devlet Başkanı Maduro ve eşini ülkesinde hem de yatak odasında, "uluslararası uyuşturucu kaçakçılığının yönlendiricisi" bahanesiyle paketleyip Amerika’ya kaçırdı.Oysa, herkes biliyor ki, asıl neden, Venezuela’daki petrol-doğalgaz rezervidir. Amaç, Maduro’dan önceki Venezuela Başkanı Çhavez döneminde millileştirilen petrol yataklarını işleten ve kovulan ABD petrol şirketleri kanalıyla Venezuelapetrol gelirlerini ABD sermayesine akıtmak. Trump, seçimleri kaybettiğinde, taraftarlarını kışkırtıp parlamento binasını işgal ettirdi. 4 yıl sonra tekrar seçilince, Kanada’yı yeni bir eyalet olarak Amerika’ya ilhak etmekten, Danimarka Krallığı'na bağlı Gronland’ı ‘satın almak’tan (Gronland’a kesinlikle ihtiyacımız var diyor), İsrail tarafından tarumar edilen Gazze kıyı şeridinde turistik tesisler yapıp işletmekten, BM Güvenlik Konseyi Kararına rağmen (ABD’ninde imzası var) Suriye’deki ‘Golan Tepelerini İsrail’e verdim’e kadar sayamayacağım, uluslararası hiçbir kurala uymayan şeyler yapmaya başladı. Ne yazık ki, dünyayı yönetenlerin büyük kısmı da aynı kafada. "Dertleri", Güney Amerika’daki, Afrika’daki, Ukrayna, Grondland, Ortadoğu’daki yeraltı ve yerüstü zengin toprak elementlerinin, enerji kaynaklarının, enerji yollarının yeniden paylaşımı yapılırken, Trump abilerine şirinlikler yapıp, pay almak. İnsan Hakları/İnsan Onuru vs. hak getire. AB/NATO üyesi, demokrasi havariliği lokomotifi(!) İngiltere, Fransa, Almanya benzeri ülkelerin, Afrika ve Ortadoğu’nun sorunları, Gronland ve Ukrayna kadar umurlarında olmaz. Gronland, bilindiği gibi Danimarka Krallığı’nın bir parçası ve Danimarka NATO’nun üyesi. Gronland’ın ABD tarafından olası bir işgali, zaten işlevsiz hale gelmiş NATO’yu dağıtabilir. Bu da ABD’nin Avrupa’daki üslerini kaybetmesine neden olabilir. ABD izole olur. ABD’nin ezeli düşman saydığı Rusya ve Çin’in Amerika Kıtası dışındaki yerlerde etkinliklerinin artmasına yol açar. Rusya, Baltık ülkeleri üzerinde tekrar etkinlik kurar. Ütopik bir düşünce de olsa, AB, Rusya’ya uyguladığı yaptırımları kaldırır, Rusya ile ittifak arayışına girebilir. Nitekim, 9 Ocak tarihli New York Times’ın baş yazısı, Venezuela baskını için, "bu saldırı yasadışı ve akılsız bir hamledir" demektedir. Trum’un ABD’si, yanardağdan fışkıran lavların önüne gelen her yeri yuttuğu gibi, dünyanın tamamını egemenliği altına almaya çalışıyor. Unutulmamalıdır ki, lavların etkisi de merkezden uzaklaştıkça azalır. Tıpkı Vietnam’da olduğu gibi. ABD saldırganlığının kendisine faydaları (mineraller-stratejik konum), riskleri (itibar kaybı, ekonomik maliyet, izolasyon) karşılamaz. Aklı başında yönetimlerin ortaklaştıkları nokta, Trump’un Gronland ve Avrupa’daki yapacağı Venezuela benzeri hamlelerinin hata olacağı şeklindedir. 57 bin nüfuslu Gronland’da halkın %95’i ABD işgaline karşı. Kamuoyu araştırmaları, Gronland’lıların Danimarka’dan bağımsız olmayı istediğini, ancak, olası ABD işgalini kesinlikle reddettiği şeklindedir. Suriye’deki gelişmelere gelince: Görünen o ki, Halep’te Kürtlerin denetimindeki mahalleler bir şekilde tahliye edilecek, Rojava’ya, Fırat’ın doğusuna yerleştirilecekler, İsrail, Golan’ı tamamen alacak, Fırat’ın doğusu/Kürt Bölgesi ve Dürzilerin bölgesi Süveyda bir şekilde özerk yönetim olacak. Korkarım, bu hengamede, Batı Suriye bölgesinde yerleşik Aleviler (görünen tek destekleri Kürtler) göz ardı edilir. HTŞ destekçileri, Suriye’de üniter bir yapı oluşamayacağını anladılar.
Ekleme Tarihi: 12 Ocak 2026 -Pazartesi
Nurettin Aslan

DÜNYAYI ÇOCUKLAR MI YÖNETSE

Dünyadaki bunca olumsuzluklara rağmen, yazımın başında beni çok mutlu eden bir olayı sizinle paylaşmak istiyorum:

Birinci torunum Emma’nın doğumundan 15 yıl sonra, ikinci torunum Rodin Denizi 7 Ocak günü kucağımıza aldık. Mutluluğumuzu paylaşayım istedim.

Gelelim günümüz gündem(ler)ine.

Ortalık toz duman. Yedi Kıtanın “sahibi” Trump, dünyayı "Trump Holding"miş gibi yönetiyor, emrindeki istihbarat örgütleri marifetiyle başka ülkelerin yöneticilerin “açıklarını” koz olarak kullanıyor, deyim yerindeyse herkese meydan okuyor. Nedendir bilinmez, kimse “dur bakalım” demiyor, diyemiyor. Kendisi emlakçı olduğundan, baktığı-gördüğü (insan dahil) her nesneyi alınıp-satılacak, kar edilecek şey olarak görüyor.

Dünyanın yeni kovboyu, yeni yılda, “America First” yaklaşımıyla, uluslararası hukuku hiçe sayarak, (nasıl yönetildiği ayrı bir tartışma konusu) egemen bir ülke Venezuela’nın Devlet Başkanı Maduro ve eşini ülkesinde hem de yatak odasında, "uluslararası uyuşturucu kaçakçılığının yönlendiricisi" bahanesiyle paketleyip Amerika’ya kaçırdı.Oysa, herkes biliyor ki, asıl neden, Venezuela’daki petrol-doğalgaz rezervidir. Amaç, Maduro’dan önceki Venezuela Başkanı Çhavez döneminde millileştirilen petrol yataklarını işleten ve kovulan ABD petrol şirketleri kanalıyla Venezuelapetrol gelirlerini ABD sermayesine akıtmak.

Trump, seçimleri kaybettiğinde, taraftarlarını kışkırtıp parlamento binasını işgal ettirdi. 4 yıl sonra tekrar seçilince, Kanada’yı yeni bir eyalet olarak Amerika’ya ilhak etmekten, Danimarka Krallığı'na bağlı Gronland’ı ‘satın almak’tan (Gronland’a kesinlikle ihtiyacımız var diyor), İsrail tarafından tarumar edilen Gazze kıyı şeridinde turistik tesisler yapıp işletmekten, BM Güvenlik Konseyi Kararına rağmen (ABD’ninde imzası var) Suriye’deki ‘Golan Tepelerini İsrail’e verdim’e kadar sayamayacağım, uluslararası hiçbir kurala uymayan şeyler yapmaya başladı.

Ne yazık ki, dünyayı yönetenlerin büyük kısmı da aynı kafada. "Dertleri", Güney Amerika’daki, Afrika’daki, Ukrayna, Grondland, Ortadoğu’daki yeraltı ve yerüstü zengin toprak elementlerinin, enerji kaynaklarının, enerji yollarının yeniden paylaşımı yapılırken, Trump abilerine şirinlikler yapıp, pay almak. İnsan Hakları/İnsan Onuru vs. hak getire. AB/NATO üyesi, demokrasi havariliği lokomotifi(!) İngiltere, Fransa, Almanya benzeri ülkelerin, Afrika ve Ortadoğu’nun sorunları, Gronland ve Ukrayna kadar umurlarında olmaz. Gronland, bilindiği gibi Danimarka Krallığı’nın bir parçası ve Danimarka NATO’nun üyesi. Gronland’ın ABD tarafından olası bir işgali, zaten işlevsiz hale gelmiş NATO’yu dağıtabilir. Bu da ABD’nin Avrupa’daki üslerini kaybetmesine neden olabilir. ABD izole olur. ABD’nin ezeli düşman saydığı Rusya ve Çin’in Amerika Kıtası dışındaki yerlerde etkinliklerinin artmasına yol açar. Rusya, Baltık ülkeleri üzerinde tekrar etkinlik kurar. Ütopik bir düşünce de olsa, AB, Rusya’ya uyguladığı yaptırımları kaldırır, Rusya ile ittifak arayışına girebilir. Nitekim, 9 Ocak tarihli New York Times’ın baş yazısı, Venezuela baskını için, "bu saldırı yasadışı ve akılsız bir hamledir" demektedir. Trum’un ABD’si, yanardağdan fışkıran lavların önüne gelen her yeri yuttuğu gibi, dünyanın tamamını egemenliği altına almaya çalışıyor. Unutulmamalıdır ki, lavların etkisi de merkezden uzaklaştıkça azalır. Tıpkı Vietnam’da olduğu gibi.

ABD saldırganlığının kendisine faydaları (mineraller-stratejik konum), riskleri (itibar kaybı, ekonomik maliyet, izolasyon) karşılamaz. Aklı başında yönetimlerin ortaklaştıkları nokta, Trump’un Gronland ve Avrupa’daki yapacağı Venezuela benzeri hamlelerinin hata olacağı şeklindedir. 57 bin nüfuslu Gronland’da halkın %95’i ABD işgaline karşı. Kamuoyu araştırmaları, Gronland’lıların Danimarka’dan bağımsız olmayı istediğini, ancak, olası ABD işgalini kesinlikle reddettiği şeklindedir.

Suriye’deki gelişmelere gelince:

Görünen o ki, Halep’te Kürtlerin denetimindeki mahalleler bir şekilde tahliye edilecek, Rojava’ya, Fırat’ın doğusuna yerleştirilecekler, İsrail, Golan’ı tamamen alacak, Fırat’ın doğusu/Kürt Bölgesi ve Dürzilerin bölgesi Süveyda bir şekilde özerk yönetim olacak. Korkarım, bu hengamede, Batı Suriye bölgesinde yerleşik Aleviler (görünen tek destekleri Kürtler) göz ardı edilir.

HTŞ destekçileri, Suriye’de üniter bir yapı oluşamayacağını anladılar.

Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
dini chat giftcardmall/mygift