Ali Fatih Çetin
Köşe Yazarı
Ali Fatih Çetin
 

26 Milyon İcra Dosyası Bize Ne Söylüyor?

Toplumsal ve finansal dengelerin ne yöne evrildiğini anlamak için her zaman karmaşık istatistik modellerine ya da teorik açıklamalara ihtiyacımız yok. Bazen en yalın ve sarsıcı gerçekler, adliyelerin icra dairelerinde sessizce birikir. Bir icra dosyası, kâğıt üzerinde sadece bir dosya numarasından ibaret görünse de, gerçekte borç-alacak dengesinin bozulduğu anın hukuki belgesidir. Milyonlarca dosyanın yer aldığı adli istatistik verilerini bu gözle okuduğumuzda, rakamlar sadece adliyelerin iş yükünü anlatmaz; piyasadaki finansal sıkışmanın adliye koridorlarına nasıl yansıdığını da açıkça gösterir. Adalet Bakanlığı’nın 2016-2025 dönemini kapsayan resmi istatistikleri, bu açıdan oldukça dikkat çekici bir tablo sunuyor. Ekonomik Şoklar Adliyeye Ne Zaman Yansıyor? 2016 yılında İcra ve İflas Dairelerine gelen yeni dosya sayısı 8,8 milyon seviyesindeyken; 2018’deki kur şokunun ardından 2019’da 9,8 milyona tırmandı. Oysa aynı dönemde enflasyon zirveyi görüp gerilemeye başlamıştı. Bu durum bize ilk önemli kuralı hatırlatıyor: Ekonomik gelişmeler ile borç ödeme takipleri aynı yıl içerisinde ortaya çıkmayabilir. Kriz veya şok bugün yaşanır, borcun ödenememesi ve takibe dönüşmesi ise aylar alabilir. 2020 yılı ise hukuki düzenlemelerin veriyi nasıl etkileyebileceğine dair çarpıcı bir örnektir. Yeni dosya sayısı bir anda 6,7 milyona geriledi. Ancak bu düşüş piyasadaki bir rahatlama değil, pandemi döneminde icra takiplerine getirilen yasal durdurma kararlarının sonucuydu. Nitekim 2021 ve 2022’de enflasyonla birlikte dosyalar yeniden yükselişe geçti; 2023’te ise 14 milyon seviyesine dayanarak ciddi bir sıçrama yaptı. Burada da 7420 sayılı Kanun kapsamındaki toplu dosya kapatma işlemleri istatistiki bir yoğunluk yarattı. Kısacası; adli veriyi okurken arkasındaki hukuki düzenlemeleri hesaba katmazsak, tabloyu yanlış yorumlarız. Enflasyon Düşerken İcra Dosyaları Neden Artıyor? Asıl dikkat çekici tablo 2024 ve 2025 verilerinde ortaya çıkıyor. 2024 yılında yıllık tüketici enflasyonu %44,38 iken gelen yeni dosya sayısı 9,7 milyon oldu. 2025’te ise enflasyon yaklaşık 14 puan gerileyerek %30,89’a düştü. Ancak aynı 2025 yılında yeni icra dosyası sayısı %15 artışla 11,2 milyona yükseldi. Temizleme oranı ise %89,8’den %82,9’a geriledi. Enflasyon gerilerken icra dosyaları neden artar? Bu tablo bize doğrudan “enflasyon düştü ama ekonomi kötüleşti” sonucunu vermez. Ama çok daha önemli bir soru sordurur: Enflasyonun düşmesi ile insanların borç ödeme kapasitesinin toparlanması aynı şey midir? Elbette değildir. Enflasyonun %30’a gerilemesi, fiyatların düştüğü anlamına gelmez; sadece daha yavaş arttığını gösterir. Geçmiş yıllarda gıda, kira, enerji ve eğitimde biriken yüksek maliyetler bütçelerde kalıcı bir yük bırakmıştır. Buna yüksek faiz ortamındaki kredi maliyetleri de eklendiğinde, enflasyon düşse bile geçmişten kalan borç yükü taşınmaz hale gelebilir. Piyasada iyileşme emareleri başlasa bile, bunun hanehalkı ve işletmelerin bütçesine yansıması zaman alır. Mesele Sadece Yeni Dosyalar Değil: Devasa Bir Stok Üstelik yalnızca her yıl açılan yeni dosyalara bakmak da yeterli değil. 2016’da icra dairelerindeki derdest dosya sayısı 19,3 milyon iken, 2025 sonunda bu rakam 25,9 milyonun üzerine çıktı. Bir icra dosyasının ortalama görülme süresi ise 883 gün. 2026 yılının canlı UYAP verilerine baktığımızda ise 26,2 milyonun üzerinde bir stokla karşı karşıyayız. Bu tablo gösteriyor ki adalet sistemi yalnızca yeni dosya üretmiyor; geçmişten devreden yükü eritmekte de zorlanıyor. Peki bu çarkın vatandaşa ve kamuya maliyeti ne? Sadece 2026’nın ilk 9 ayında açılan yaklaşık 7,3 milyon yeni dosya üzerinden, 732 TL’lik maktu başvurma harcını esas aldığımızda bile 5,4 milyar liralık bir harç hacmi ortaya çıkıyor. Nispi harçlar ve tahsil harçları eklendiğinde bu rakam katlanıyor. Büyüyen her icra dosyası, borçlu ile alacaklı arasındaki bir çekişme olmaktan çıkıp kamusal ve finansal bir maliyete dönüşüyor. Ne Yapmalı? Elimizde 26 milyonluk devasa bir adli veri var ama bu verinin ayrıntılarına yeterince hâkim değiliz.  * Bu dosyaların ne kadarı vatandaşın tüketici borcu, ne kadarı ticari alacak?  * Borçlar hangi gelir grubunda yoğunlaşıyor?  * Hangi sektörler icra kıskacında? Adli istatistikleri sadece adliyelerin sıradan bir iş yükü raporu olarak görmek yerine, toplumun ödeme kapasitesini ve piyasanın durumunu gösteren sessiz bir gösterge olarak okumak zorundayız. Enflasyon düşebilir, büyüme rakamları açıklanabilir, faizler değişebilir... Ancak bütün bu makro verilerin insanların gerçek hayatına ne zaman yansıdığını anlamak istiyorsak, adliye koridorlarında biriken o dosyalara da bakmak zorundayız. Çünkü bazen sorunlar manşetlere çıkmadan önce, bir icra dosyasının içinde görünür hale gelir. Veri Kaynağı ve Metodoloji Notu Bu yazıda yer alan analizler aşağıdaki resmi kurumların açık veri portalları ve istatistik yayınları esas alınarak hazırlanmıştır:   * Adli İstatistikler & Derdest Dosya Stokları: Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü ("Sayılarla Yargı" / istatistikler.uyap.gov.tr) ve UYAP Canlı Gösterge Verileri.  * Enflasyon ve Fiyat Endeksleri: TÜİK Veri Portalı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) bültenleri (veriportali.tuik.gov.tr) ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Enflasyon Verileri.
Ekleme Tarihi: 21 Eylül 2026 -Pazartesi
Ali Fatih Çetin

26 Milyon İcra Dosyası Bize Ne Söylüyor?

Toplumsal ve finansal dengelerin ne yöne evrildiğini anlamak için her zaman karmaşık istatistik modellerine ya da teorik açıklamalara ihtiyacımız yok. Bazen en yalın ve sarsıcı gerçekler, adliyelerin icra dairelerinde sessizce birikir.

Bir icra dosyası, kâğıt üzerinde sadece bir dosya numarasından ibaret görünse de, gerçekte borç-alacak dengesinin bozulduğu anın hukuki belgesidir. Milyonlarca dosyanın yer aldığı adli istatistik verilerini bu gözle okuduğumuzda, rakamlar sadece adliyelerin iş yükünü anlatmaz; piyasadaki finansal sıkışmanın adliye koridorlarına nasıl yansıdığını da açıkça gösterir.
Adalet Bakanlığı’nın 2016-2025 dönemini kapsayan resmi istatistikleri, bu açıdan oldukça dikkat çekici bir tablo sunuyor.

Ekonomik Şoklar Adliyeye Ne Zaman Yansıyor?

2016 yılında İcra ve İflas Dairelerine gelen yeni dosya sayısı 8,8 milyon seviyesindeyken; 2018’deki kur şokunun ardından 2019’da 9,8 milyona tırmandı. Oysa aynı dönemde enflasyon zirveyi görüp gerilemeye başlamıştı. Bu durum bize ilk önemli kuralı hatırlatıyor: Ekonomik gelişmeler ile borç ödeme takipleri aynı yıl içerisinde ortaya çıkmayabilir. Kriz veya şok bugün yaşanır, borcun ödenememesi ve takibe dönüşmesi ise aylar alabilir.
2020 yılı ise hukuki düzenlemelerin veriyi nasıl etkileyebileceğine dair çarpıcı bir örnektir. Yeni dosya sayısı bir anda 6,7 milyona geriledi. Ancak bu düşüş piyasadaki bir rahatlama değil, pandemi döneminde icra takiplerine getirilen yasal durdurma kararlarının sonucuydu.

Nitekim 2021 ve 2022’de enflasyonla birlikte dosyalar yeniden yükselişe geçti; 2023’te ise 14 milyon seviyesine dayanarak ciddi bir sıçrama yaptı. Burada da 7420 sayılı Kanun kapsamındaki toplu dosya kapatma işlemleri istatistiki bir yoğunluk yarattı.

Kısacası; adli veriyi okurken arkasındaki hukuki düzenlemeleri hesaba katmazsak, tabloyu yanlış yorumlarız.

Enflasyon Düşerken İcra Dosyaları Neden Artıyor?

Asıl dikkat çekici tablo 2024 ve 2025 verilerinde ortaya çıkıyor.

2024 yılında yıllık tüketici enflasyonu %44,38 iken gelen yeni dosya sayısı 9,7 milyon oldu. 2025’te ise enflasyon yaklaşık 14 puan gerileyerek %30,89’a düştü. Ancak aynı 2025 yılında yeni icra dosyası sayısı %15 artışla 11,2 milyona yükseldi. Temizleme oranı ise %89,8’den %82,9’a geriledi.

Enflasyon gerilerken icra dosyaları neden artar?

Bu tablo bize doğrudan “enflasyon düştü ama ekonomi kötüleşti” sonucunu vermez. Ama çok daha önemli bir soru sordurur: Enflasyonun düşmesi ile insanların borç ödeme kapasitesinin toparlanması aynı şey midir?
Elbette değildir. Enflasyonun %30’a gerilemesi, fiyatların düştüğü anlamına gelmez; sadece daha yavaş arttığını gösterir. Geçmiş yıllarda gıda, kira, enerji ve eğitimde biriken yüksek maliyetler bütçelerde kalıcı bir yük bırakmıştır. Buna yüksek faiz ortamındaki kredi maliyetleri de eklendiğinde, enflasyon düşse bile geçmişten kalan borç yükü taşınmaz hale gelebilir.

Piyasada iyileşme emareleri başlasa bile, bunun hanehalkı ve işletmelerin bütçesine yansıması zaman alır.

Mesele Sadece Yeni Dosyalar Değil: Devasa Bir Stok

Üstelik yalnızca her yıl açılan yeni dosyalara bakmak da yeterli değil.
2016’da icra dairelerindeki derdest dosya sayısı 19,3 milyon iken, 2025 sonunda bu rakam 25,9 milyonun üzerine çıktı. Bir icra dosyasının ortalama görülme süresi ise 883 gün. 2026 yılının canlı UYAP verilerine baktığımızda ise 26,2 milyonun üzerinde bir stokla karşı karşıyayız.



Bu tablo gösteriyor ki adalet sistemi yalnızca yeni dosya üretmiyor; geçmişten devreden yükü eritmekte de zorlanıyor. Peki bu çarkın vatandaşa ve kamuya maliyeti ne?

Sadece 2026’nın ilk 9 ayında açılan yaklaşık 7,3 milyon yeni dosya üzerinden, 732 TL’lik maktu başvurma harcını esas aldığımızda bile 5,4 milyar liralık bir harç hacmi ortaya çıkıyor. Nispi harçlar ve tahsil harçları eklendiğinde bu rakam katlanıyor. Büyüyen her icra dosyası, borçlu ile alacaklı arasındaki bir çekişme olmaktan çıkıp kamusal ve finansal bir maliyete dönüşüyor.



Ne Yapmalı?

Elimizde 26 milyonluk devasa bir adli veri var ama bu verinin ayrıntılarına yeterince hâkim değiliz.

 * Bu dosyaların ne kadarı vatandaşın tüketici borcu, ne kadarı ticari alacak?
 * Borçlar hangi gelir grubunda yoğunlaşıyor?
 * Hangi sektörler icra kıskacında?

Adli istatistikleri sadece adliyelerin sıradan bir iş yükü raporu olarak görmek yerine, toplumun ödeme kapasitesini ve piyasanın durumunu gösteren sessiz bir gösterge olarak okumak zorundayız.

Enflasyon düşebilir, büyüme rakamları açıklanabilir, faizler değişebilir... Ancak bütün bu makro verilerin insanların gerçek hayatına ne zaman yansıdığını anlamak istiyorsak, adliye koridorlarında biriken o dosyalara da bakmak zorundayız.

Çünkü bazen sorunlar manşetlere çıkmadan önce, bir icra dosyasının içinde görünür hale gelir.


Veri Kaynağı ve Metodoloji Notu
Bu yazıda yer alan analizler aşağıdaki resmi kurumların açık veri portalları ve istatistik yayınları esas alınarak hazırlanmıştır:
 
* Adli İstatistikler & Derdest Dosya Stokları: Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü ("Sayılarla Yargı" / istatistikler.uyap.gov.tr) ve UYAP Canlı Gösterge Verileri.
 * Enflasyon ve Fiyat Endeksleri: TÜİK Veri Portalı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) bültenleri (veriportali.tuik.gov.tr) ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Enflasyon Verileri.

Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.